Şahsiyet, Mahiyet ve Hüviyet Arasındaki Farklar
Şahsiyet, hüviyet ve mahiyet yakın anlamlara sahip bu üç kelime de dilimize Arapçadan geçmiş. Felsefe ve kültür hayatımızın kullanmayı sevdiği kelimelerden olmayı başaran bu kelimeler arasındaki farklara yakından bakalım.
Şahsiyet Ne Demek?
Kelime Arapça şaḫṣ “şahıs”tan yapma mastar eki -iyyet ile şaḫṣiyyet yapılarak Türkçe’de türetilmiştir. Sözlüklerimizde birkaç farklı anlamı verilmiş bunlardan ilki “bir kimsenin şahsına ait hususiyetlerin, rûhî ve mânevî niteliklerin bütünü, kişilik.” Tarifte yer alan manevi nitelikler kısmı şahsiyetle mahiyet arasındaki önemli farklardan birisidir. Kelimeyi edebi eserlerde genelde bu anlamıyla görmeye alışığız birkaç örnek verecek olursak;
Görür görmez bana îtimat veren şahsiyetinizde yanılmadığımı ispat etti.
Refik H. KarayBütün tesadüfler benim hayatım üzerinde toplandı, şahsiyetim üzerinde müessir oldu.
Etem İzzet Benice
Kelimenin sözlüklerde yer alan ikinci anlamı ise “değerli kimse, yüksek kişi.”
Artık okuyucular için mühim bir şahsiyet olmaya başlamıştım.
Halide Edip Adıvar
Mâhiyet Ne Demek?
Kelime Arapça soru tamlaması olan mā-hiye’den (o nedir) yapma mastar eki -iyyet ile mahiyet olmuştur. Günlük hayatta kullandığımız anlamıyla sözlüklerde birkaç satırı işgal etmeyi başarmışsa da asıl başarısı felsefe ve mantık tarihinde gizlidir. Biz burada kısaca her iki anlamına değinmeye çalıştık. Günlük dilde “bir şeyin ne olduğunu belirleyen asıl unsur, nitelik” anlamında kullanıyoruz.
Üstelik tiyatroda her şey şahsi bir mahiyet arz eder.
Ahmet Kutsi TecerAkıl biliyor ki var bir AllahMahiyeti anlaşılmıyor âhMuallim Nâci
Hüviyet Ne Demek?
Kelime Arapça üçüncü tekil zamir huve “o”dan yapma mastar eki -iyyet ile huviyyet şeklinde türetilmiştir. Birine doğum tarihini sorarken “tevellüdünüz kaç?” şeklinde soran büyüklerimizin “kimlik, nüfuz cüzdanı” gibi anlamlarda kullandıkları kelime hüviyettir. Şahsiyet, mahiyet ve hüviyet arasında en fazla farklı anlama sahip ve en fazla bilinen kelime hüviyettir. Bunun sebebi de muhtemelen yukarıda zikrettiğimiz anlamlarında gizli.
Hüviyetini saklayan zengini de merak ediyorlardı.Halide Edip Adıvar
Dolayısıyla 1945’te yeni Japon eğitimi “ferdiyetçi ve antimilitarist” bir hüviyete büründü.
Ergun Göze