Bireysel ve Toplumsal Gelişimin Veçheleri: Eğitim ve Öğretim
![]()
![]()
Bugün Finlandiya, Singapur ve Japonya gibi eğitim-öğretim meselesini ileri seviyelere taşıyan ülkelerde akademik puan geçersiz bir akçe. Önemli olan kabiliyet, arzu ve istikrar. Sınav puanının önemi, kişinin zekâ ve becerilerini ne kadar yansıtabildiği bir başka dersin konu elbette. Diğer taraftan bu durum eğitim-öğretimin kıymetini yadsıdığımızı göstermiyor. Aradan bin yıllar geçse de, bir ülke dünyanın süper gücü olsa da eğitim-öğretimden hiçbir şekilde ödün veremeyecektir.
![]()
![]()
Sözü fazla uzatmadan iki kavram arasındaki farklara kısaca göz atalım:
Eğitim, yaşam boyu devam edecek sürekli bir eylemin adıdır. Hiç bitmeyecektir. İnsan beşikten mezara kadar, arzu ettiği müddetçe devam edebilir. Öğretim ise belirli bir zaman ve yaş gurubuyla kısıtlıdır.
Eğitimciler profesyonel olmayabilir. Profesyonellikten kasıt akademik bir unvan sahibi olmak ya da devlet düzeyinde o mesleği yapmaya hak kazanmaktır. Eğitimcilerin böyle bir zorunluluğu yoktur. Ama öğretimcilerin profesyonel olması gerekir.
Eğitimde zaman sınırlaması olmadığı gibi mekân sınırlaması da yoktur. Herhangi bir ortamda gerçekleşebilir. Öğretimde mekân sınırlaması da söz konusudur. Belirli bir mekânda icra edilir.
Eğitimin bir disiplini ve programı yoktur. En uygun vakit hangisiyse o zamanda ve en işe yarar metot ile gerçekleştirilebilir. Fakat öğretimde disiplin, plan ve metot esastır. Öğrenci belirlenen bir programa tabi olur.
Eğitim otodidakt olabilir. Yani kişi kendi kendini eğitebilir. Fakat öğretim bir öğreticinin vasıtasıyla gerçekleşir. Kişi hem öğrenici hem de öğretici olamaz.
Son olarak eğitim, öğretimi de kapsayan geniş bir şablondur. Öğretimi de içine alır. Bir önerme ile açıklayacak olursak; her öğrenme bir eğitimdir ama her eğitim bir öğrenme değildir.