İslam ve Hristiyanlık Arasındaki Farklar
Akıl çağı sonrası ortaya çıkan modernliğin ve farklı düşünsel yaklaşımların, seküler anlayışı tetiklediği, insanları profan bir hayat tarzına sürüklediğine dair iddialar hala ilmi gündemi işgal etmekte. Kültür ve din sosyologları bu iddianın zannedildiği kadar basit olmadığını ve meselenin kompleks yapısının bu kadar kolay şekilde neticeye ulaşmamızı engelleyeceğini söylüyorlar.


Ciddi akademik çalışmaları bir kenara bırakıp, yapılan demografik araştırmalara kısaca göz attığımızda bile iddianın doğruluğundan şüphe edebiliriz. Çünkü halihazırda dünyadaki Müslüman sayısı 1,57 milyar. Bu da dünya nüfusunun %23’ü demek. Bahsedilen rakam gün geçtikçe artmakta. İkiz Kuleler saldırısından bugüne kadar Latin Amerika’daki Müslüman olma vakaları incelendiğinde her haftaya yaklaşık on kişi düşüyor. Kabaca hesaplayacak olursak dünyanın bir kesiminde bir yılda Müslüman olan insan sayısı, yılda 520 civarında. Diğer taraftan yapılan farklı araştırmalar İslam’ın 2050 yılında 2,92 milyar müntesibe sahip olacağını gösteriyor. Hristiyanlığın da durumu bundan farklı değil. Şimdi Hristiyan nüfusuna bakalım. Bugün dünya genelindeki Hristiyan sayısı 2,17 milyar. Bu da genel nüfusun %32’si demek. Kısaca sadece iki din müntesiplerinin dünyada yaşayan insan sayısının %55’ini ifade ettiğini görüyoruz. Ki kabile dinlerini de katarsak aktif dinlerin net sayısını tespit etmek hayli zor olacaktır. Yani genel tabloda, modernite çürümeye başlamışken dinsiz insan sayısının hala bir avuç olmaktan öteye gidemediklerini görüyoruz.
Bu yazımızda istatistiklerin gösterdiği şekilde dünyanın en büyük iki dini kabul edilen İslam ve Hristiyanlık arasındaki farklara değineceğiz.


İslam, Arapça bir kelimedir. S-l-m kökünden türemiş olan bu kelimenin sözlük anlamı “teslim olmak”tır. Hristiyanlık ise mesih kelimesinin Yunanca karşılığı olan “khristos” kelimesinden gelir. Yunanca’da Khristianos şeklinde ifadesini bulan kelime dilimize Hristiyanlık olarak çevrilmiştir. Fakat her iki kelimenin de farklı yorumları mevcuttur.
İki din arasında yarım yüzyıldan fazla bir süre vardır. Ve Hristiyanlık, İslam’a göre daha erken tarihli bir dindir. Dinin tebliğcisi yani peygamberi Hz. İsa’dır. İslam’ın peygamberi ise Hz. Muhammed’dir.
Her iki dinin de kendine has, farklı öğretileri vardır. İslam, ahkam ağırlıklı öğretiler sunar. Hayatın her alanına temas eder. Siyaset, iktisat, eğitim ve sosyal hayat gibi. Müntesiplerinden koyduğu kurallara sıkı sıkıya bağlı olmalarını ister. Hristiyanlık, İslam’dan farklı olarak biraz daha etik ağırlıklı bir dindir. Hayatın farklı veçhelerine dair sınırları net hükümler vermez. Ama öğretilerine sadakatle bağlı kalınmasını ister. Tıpkı İslam gibi ahirette ebedi mükafat ve azap ile müntesiplerini teşvik eder.
İslam’ın ibadet anlayışı çok katıdır. Çeşitlidir. Diğer dinlere göre farklıdır. Ve pek çoğu da muvakkattir. Yani belirli bir zaman ve mekân ile sınırlıdır. Sürelidir. İbadetin terk edilmesini sevmez. İslam toplumunda da ibadete aynı ehemmiyet verilmiş hatta ibadet yapmayanın imanı bile sorgulanmıştır. İslam düşüncesinin gelişiminde bu tartışmanın hatırı sayılır bir yeri vardır. Hristiyanlıkta ise ibadetler İslam’daki kadar çeşitli değildir. Hem sayıları hem de icra süreleri azdır. Örneğin İslam her gün beş vakit namazı zorunlu tutarken Hristiyanlarda ibadet sadece Pazar günüdür. Kimi mezheplerde Pazar gününün tümü ibadete ayrılır. Kimilerinde ise birkaç saat sürer.
İslam’ın mabedi camidir. Cami toplanılan yer demektir ve Müslümanlar burada ibadetlerini topluca yerine getirir. Fakat camiye gitmek zorunlu değildir. Sadece büyük mükafatlarla teşvik edilir. Hristiyanlıkta ise mabet kilisedir. Hristiyanların buradaki farkı hemen her ibadetlerini kiliselerde icra etmeleridir.
İslam’ın kutsal kitabı Kuran’dır. Bugüne kadar tahrife uğramadan tek metin olarak gelmiştir. İslam’a dair en sahici ve sabit hükümler buradadır. Ve dinin en temel iki asli kaynağının birincisidir. Hristiyanlıkta ise kutsal kitap İncil’dir. Tahrif edildiği iddia edilir. Dört farklı parçaya bölünmüş ve bugün Yeni Ahit başlığı altında bu parçalar bir araya toplanmıştır.
Hem kutsal kitaplarının sembolik yapısı hem de farklı coğrafyalara yayılmaları bu dinlerin farklı yorumlarının üretilmesine neden olmuştur. Buna bağlı olarak fraksiyon diyebileceğimiz alt dalları yani mezhepleri ortaya çıkmıştır. İki dinin de sayısı oldukça fazla mezhebi vardır. Her biri farklı bir din yorumudur. Genel olarak bakacak olursak Hristiyanlığın mezhep sayısının İslam’dan fazla ve çok daha farklı olduğunu söyleyebiliriz.
İki din de dışlayıcıdır. Yani diğer farklı dinleri kabul etmezler. Onların hakikatlerini reddederler. Tüm insanlığı kendi çatıları altında toplamak isterler. Bu yüzden tarih içerisinde Müslümanların da Hristiyanların da diğer insanları kendi dinlerine davet çalışmaları yaptıklarını görüyoruz. İslam’da bu davetin adı tebliğdir. Hristiyanlıkta ise misyonerliktir. İslam’da tebliğ bir ibadettir. Ve her zaman her kişi tarafından yapılır. Hristiyanlıkta misyonerlik bir görevdir. Belirli kişiler ve eğitimli uzmanlar tarafından yapılırlar. Misyonerlik seyahatleri icra edilir. Farklı coğrafyaları sırf bu sebeple kiliseler etmişlerdir.