Farklar Sözlüğü

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Hikâye mi? Roman mı?

03.05.2018

Edebi ürünler içerisinde en fazla okunan iki türdür; hikâye ve roman. Yapı olarak farklı olmalarından mütevellit yine farklı bir okur kitlesine sahiptirler. Sıkı hikâyeciler, roman okumaktan, sıkı romancılar da hikâye okumaktan pek hazzetmezler. Dolayısıyla her ikisini de aynı zevkle okuyan çok az bir kitle söz konusudur.

Roman, bir ülkeyse, hikâye, bu ülkenin şehri gibidir. Romanın yüzölçümü geniştir. Çok daha büyük bir sahaya hakimdir. Buna bağlı olarak olay ve karakter sayısı da oldukça fazladır. Fakat hikâye daha kısıtlı bir mekânda at koşturur. Dar alanda çalım atmaya çalışır. Aralarındaki en büyük fark hâkim olduklarını sahanın sınırlarıdır. Bu sınırlar iki türün karakteristik özelliklerini belirler. İskeletini oluşturur ve şekil verir.

Üslupları da farklıdır. Romancı rahat hareket eder. Uzunca betimlemelere yer verebilir. Fakat hikâyede asıl mevzunun en kısa sürede okuyucuyla yüzleştirilmesi gerekir. Bu sebeple yersiz ve uzun betimlemeler hikâyenin genetiğine aykırıdır. Üslubun yalınlaşması ya da alengirli bir forma evirilmesi bununla alakalıdır. Roman, okuyucusunu bekletebilir. Cümle ağını genişleterek, gayesini açık etme süresini uzatabilir. Hikâyenin böyle bir lüksü yoktur. Ki zaten okuyucusu sabırsızdır. Bir an önce finale ulaşması, konuyu genişletmemesi gerekir. Saha daraldıkça üslup sıkışır ve ifade azalır. İfade azaldıkça da anlam ağı genişler. Dolayısıyla imgelerle dolu, katmanlı bir üslup genel olarak romanlarda değil, hikayelerde karşımıza çıkar.

Olay örgüsü de üslubun tam aksine saha genişledikçe artar. İyi romanların farkı bu sahayı iyi kullanarak tahmin edilemez, sonu gelmez bir olay örgüsü oluşturmasındadır. Özellikle günümüz okuyucuları için artık bu vazgeçilmez bir özelliktir. Hikâyede olay örgüsü istediği kıvamı bulamaz. Çünkü karakter, mekân ve olay sayısı kısıtlıdır. Novella denilen uzun hikayeler bu noktada istisna olabilir.  Fakat genel olarak bir hikâye bir ya da birkaç olay ve karaktere yoğunlaşır. Aradaki farkı polisiye kitapları üzerinden düşünürsek daha iyi anlayabiliriz. Bir polisiye roman olur ama polisiye hikâye olmaz. Olsa bile roman kadar sürükleyici bir okuma deneyimi sunamaz. Çünkü ipuçlarını toplayarak katilin peşine düşmek başlı başına bir olay sarmalının yaratılmasını gerektirir. Hikâyenin ise bunu yapacak zamanı yoktur.

Roman karakterlerini -yazara göre değişir- okuyucu çok iyi tanır. Çünkü şahsiyet kritikleri detaylıdır. Ruh dünyaları çok daha ayrıntılı şekilde analiz edilir. Hikâyede bu söz konusu değildir. Tek bir karaktere odaklanan ve onun iç dünyasında olan bir şeyi anlatmaya çalışan hikayeler haricinde genel olarak hikâye karakterlerini yakından tanıma fırsatı bulamayız.

Roman ve hikâyenin temel farklarından bir tanesi de finalin şaşırtıcılığıdır. Roman şaşırtıcı bir final sunmasa da kurgu içinde okuyucusunu tatmin edebilir. Fakat hikâyenin böyle bir şansı yoktur. Hacimsiz yapısı içerisinde okuyucuyu doyuramaz. Biraz meraklandırır. Bu merakı da ancak klas bir final ile taçlandırabilir. Dolayısıyla iyi hikâyeler okuyucusunu son hamlede şaşırtanlardır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.