Farklar Sözlüğü

Söz Cambazları; Şairler ve Yazarlar

19.10.2019

Edebiyat diğer sanat dallarına nazaran çok daha fazla çeşitlilik barındırır. Aynı alanda bile farklı unsurları, teknikleri, üslup ve konuları mezc edebilir. Mesela bir pastoral şiir türünün binlerce yorumu söz konusu olabilir. Buradaki farklılık şair adedince değişiklik gösterebilir. Aynı durum nesir için de geçerlidir. Hatta şiire nazaran çok daha geniş bir sahaya hükmeder. Çünkü nesir sadece edebiyat değil tarih, felsefe, coğrafya ve diğer tüm ilim dallarını da içine alan bir muhtevaya sahiptir.  Şiir denince elbette aklımıza şair, nesir denince de yazar gelir.  Ama her ikisinin birine benzer yanları olduğu gibi tam anlamıyla farklı yönleri de vardır.

Şairler genelde duygusal insanlar olarak bilinirler. Şiir ekseriyetle duygulardan beslenir çünkü. Hammaddesi aşk, sevgi, öfke, nefret, intikam güdüsü, hasret, hüzün, gam, gussa, keder gibi türlü insani hallerdir. Yazarlar da duygularını kullanırlar. Fakat şairlere nazaran duygusal yoğunluk onların çok fazla ihtiyaç duyduğu bir şey değildir. Felsefi, tarihi, romansı şiirler ve bunları kaleme alan şairler için de durum farklı değildir. Mesela Canterbury Hikayeleri isimli romansı şiirin yazarı Goeffrey Chaucer’ın ne kadar duygusallığa ihtiyacı olmuş olabilir?

Duygusallığı bir kenara bıraktığımızda ya da bir başka açıyla, ilham ve duygusallığı birbirinden ayırt ettiğimizde şair de yazar da fark gözetmeksizin aynı oranda ilhama ihtiyaç duyar. İlhamsız şair kanatsız bir kuşa, ilhamsız yazar da mürekkepsiz bir kaleme benzer. İkisinin de anlatmak istediği şeyler ilham süzgecinden geçmeden satırlara düşemez. Düşse bile alelade alınmış notlardan bir farkları kalmaz. Çünkü sanatı sanat yapan ve sözü tezyin eden, efsunlaştıran ilhamdır.

Şair de yazar da geneli itibariyle konu ayırt etmez. Fark gözetmeksizin hemen her konuda yazabilirler. Tabi yaşanmışlıkları, ilmi birikimleri ve üzerinde teşriki mesai ettikleri mefkureleri mucibince gerçekleşir bu. Sanat, zihnin ve ruhun gittiği yöne meyleder. Hiçbir şair ve yazar ilgi duymadıkları alanda kalem oynatamazlar.

İkisinin de uğraşı aynı seviyededir. İkisi de bu işe saatlerini harcar. Ama ortaya çıkan malzemeyi esas alarak değerlendirecek olursak yazarın mesaisi bereketli, şairinki kadüktür. Çünkü şiir kısaldıkça, nesir uzadıkça biçim alır. Saatlerce masa başından kalkmayan bir şairin iki satır yazarak -ya da yazamayarak fark etmez- mesaisini sonlandırdığını görürüz. Diğer taraftan gününde bir yazar için bu kadar uzun zaman, sayfalar dolusu bir yazı demeti demektir. Fakat bu durum icra ettikleri sanatın tabii bir neticesidir. Bu neticeye bakarak aralarında bir değer mukayesesi yapmak doğru olmayacaktır.

Şair ya da yazar her ikisi de söz avcısı, üslup cambazıdır. En güzel, en cafcaflı ifadenin izini sürerler. Her ünlünün ya da bir sosyal medya fenomeninin yazar olduğu bu asrı es geçersek -ki bu da artık içi çürümüş, klişe bir tenkitten ibarettir- bugüne kadarki yazar ve şairlerin ciddi bir üslup takıntısı içinde olduklarını görürüz. Kitap yazmak isteyen birinin üslubuna bakılır, özgünlüğü kritik edilirdi. Kendine yazar diyecek kimse de önce kendine has bir üslup oluşturma gayretinde bulunurdu. Ama artık kimsenin böyle bir derdi yok. Nasılsa parasıyla kitap basacak bir sürü matbaa var piyasada.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.