İki Kardeş; Gazete ve Dergi
![]()
![]()
Tarihsel açıdan bakacak olursak gazete, dergiden daha yaşlı gibi duruyor. İlk olarak M.Ö. 59 yılında Acta Diurna isminde bir gazetenin Roma Senatosu tarafından çıkarıldığına dair bir malumat var. Çin’de Tang Hanedanlığı döneminde bir gazetenin neşredildiğinden bahsedilir. Fakat malum matbaanın olmaması ve dağıtımcılığın gelişmemesini hesaba katarsak günümüz gazetelerine pek benzemediği kesin. Bugün anladığımız gazete türünü ilk olarak 15 ve 16. yüzyıllarda görüyoruz. Dergi denen neşriyat da hemen hemen bu zamana tekabül etmiş gibi. Basım endüstrisinin gelişmediği dönemleri es geçersek aralarında tarihsel bakımdan çok fark olmadığını iddia edebiliriz.
Yapısı itibariyle gazete, dergiye nazaran daha lakayttır. Her gün neşvünema bulan bir yayın otansitesini, fonksiyonelliğini ve derinliğini ne kadar koruyabilir sizce? Dergi bu anlamda daha avantajlıdır. Yayın süresi uzadığı için iç dinamiklerini, gerekli kaynakları bulabildiği sürece koruyabilir. Hatta gazete ve dergiyi bu açıdan mukayese etmek bile gereksiz sayılabilir. Çünkü gazetenin fikri anlamda bir fark yaratmak gibi gayesi yoktur.
![]()
![]()
Gazete entelektüel saiklerle hareket etmez. Daha günlük sosyal vakalar, siyasi gelişmelerle uğraşır ve bunu halka duyurmaya gayret eder. Tabi bu vizyonu radyo ve televizyonun gelişmediği dönemlerde tam manasıyla icra edebiliyordu. Şimdilerde kimi Twitter hesapları bile birkaç yüzyıl evvelki gazetelere taş çıkaracak denli jurnalcilik yapmaktalar. Zaman değişti, hayat farklılaştı ve gazete teknolojiye çok büyük bir rol çaldırdı. Derginin derdi enformasyon değil, ilim ve kültürdür. Kültür dünyasında yer edebilmek için yayın hayatını sürdürür. Dolayısıyla muhtevasını nitelikli yazılar ve çalışmalar üzerine tesis eder.
Gazete mutlak surette bir ideolojinin esiridir. Cephe tutmayan, ideolojik bir gömlek giymeyen gazete olmaz. Haliyle her gazete bir savaşın içindedir. Propaganda aracıdır. Gerek devletlerin gerek şirketlerin gerek partilerin maşası olarak her gün doğar, görevini icra eder ve ertesin yeniden doğmak üzere ölür. Dergi için aynı şey söz konusu değildir. Üstat Cemil Meriç’in “dergi hür tefekkürün kalesidir” sözü bunun için söylenmiştir. Dergiler ideolojik çemberin dışında yayın hayatına devam edebilir. Bunun için gerekli iktisadi ve entelektüel gücü bulabilir. Dolayısıyla herkesin fikrini açıkça ortaya koyabileceği bir yapı arz edebilir. Gazetede durum farklıdır. Sadece Türk gazetecilik tarihinde bile ansızın kapısına kilit vurulan gazetelerin sayıları azımsanmayacak kadar fazladır.
Son olarak günümüzde gazetecilik yapan dergilerin de ortaya çıktığını belirtelim. Gazete çıkaracak gücü bulamayan, kısıtlı imkanlara sahip olan ama bir taraftan da yayın yapmaktan vazgeçemeyen her küçük grubun yolu bir şekilde dergiye çıkıyor. Ama telaşa mahal yok zaten birkaç ay sonra yok olup gidiyorlar. Çünkü yılın her ayı bir derginin doğum, başka bir derginin de ölüm zamanı şu günlerde.