Doğu ve Batının Kaderine Yön Veren Adamlar: Gazali ve Kant
![]()
![]()
Üstat Cemil Meriç, “her yüzyılda yalnızca birkaç kişi düşünür, geri kalanlar sadece düşünülenler üzerine düşünmeye çalışır” der. Bu yazımızda üstadın anlatmaya çalıştığı şeyin doğruluğunu ispat eden iki isme ve aralarındaki farklara yakından bakacağız.
Ebu Hamid el-Gazali, 1058 yılında Horasan’da doğmuş. Tus, Cürcan ve Nişapur’da eğitim almış. Fakir bir aileye mensup olduğu için dönemin Selçuklu veziri Nizamülmülk’ün kurduğu medresede eğitim görmüş. Kant’ın doğum tarihi ise Gazali’ye nazaran oldukça geç. O da 1724 yılında Königsberg şehrinde fakir ve dindar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş.
Her ikisinin de eğitim hayatı oldukça parlak. Gazali, döneminin en iyi alimlerinden olan İmamu’l-Harameyn lakaplı Cüveyni’den ders almış. Kant ise daha sekiz yaşında o yılların en iyi okulu olan Collegium Fredericianum’a gönderilmiş. Daha 16 yaşında yazdığı bir bitirme tezi ile üniversite eğitimini tamamlamış. Aralarındaki en temel fark ise, Gazali’nin almış olduğu eğitim sonrası kendini ciddi bir anlam krizi içinde bulması sebebiyle inzivaya çekilmesi, Kant’ın disiplininden ödün vermeden çalışmaya ve farklı sahalarda eser üretmeye devam etmesidir.
![]()
![]()
Gazali’nin yaşadığı dönem İslam düşüncesinin zirveye ulaştığı altın çağdır. Bu dönemde kelam, felsefe, tasavvuf gibi pek çok ilim sistemleşirken diğer taraftan batıni fikirler de yayılmaya başlamış. Tüm ilimleri kendisinde toplayan Gazali sonraki dönemlerde bu batıni oluşumlarla mücadele etmiştir. Kant’ın yaşadığı dönemde de Almanya özellikle bir felsefe merkeziydi. Fakat Kant sadece felsefe değil, fizik, coğrafya, teoloji, mantık ve metafizikle de uğraşmış, ilgilendiği her alana dair çalışmalarda bulunmuştur.
Her ikisinin de akla verilen değeri eleştirdiklerini görüyoruz. Kendilerinden öncekilerin akla biçtikleri pay, onlara göre haddi aşmaktaydı. Bu sebeple akla hak ettiği değer verilmeli, aklın dışındaki bilgi kaynakları da tespit edilmeliydi. Buna bağlı olarak Gazali’nin akılla mücadelesi kendi deyimiyle “Allah’ın yardımıyla” son bulmuş, Kant’ınki ise keşfettiği evrensel ahlak kaidesiyle neticelenmiştir.
Gazali de Kant da sonraki felsefecilere ve metafizikle uğraşan kimselere ufuk açmıştır. Hatta Kant’ı etkileyen düşünürler arasında Gazali’nin de bulunduğu söylenir. Bu net değil. Fakat Kant’ın da tıpkı Gazali gibi kendinden önceki ilmi birikimi ihya ettiği açık ve nettir.