Farklar Sözlüğü

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Nazım Hikmet Necip Fazıl’a Karşı

19.09.2020

İki şairin yaşarken aralarında vaki olan husumet, vefatlarından sonra da okurları tarafından devam ettirildi. Sol tandans Nazım’ın tarafını tutarken, sağ Necip Fazıl’ın savunuculuğunu üstlendi. Çeşit çeşit fıkralar uyduruldu. İşin esası, iki şairin arasındaki farklar böyle bir mukayeseye maniydi. Yaşayışları, mefkureleri, sanatları, dünya görüşleri toptan farklı olmasına rağmen taraftar taassubu, bu meseleyi ideolojik bir savaşa çevirdiği için günümüzde hala Nazım vs Necip tartışmaları devam ediyor.

Gençliklerinde birbirleriyle gayet iyi anlaşmışlar aslında. Sanatları ve dünya görüşleri arasında ciddi farklar bulunsa da iki şairin aynı masada oturduğunu ve iyi bir dostluk icra ettiklerini söyleyebiliriz. Fakat ne zamanki Necip Fazıl, kendini fikir buhranı ve anlam arayışı içerisinde bulmuş, buna bağlı olarak Abdülhakim Arvasi’nin dizi dibine oturmuş, işte o zaman aralarındaki ilişki soğumaya başlamış. Necip Fazıl’ın İslam’ı yakından tanımaya başlaması ve İslami cenah ile dirsek temasında bulunması Nazım Hikmet’le arasının açılmasına vesile olmuş.

Bu konuda farklı bir görüş daha söz konusu. Kimilerine göre Necip Fazıl’ın gözü her daim zirvededir. En farklı olan alanda en iyiyi temsil etmek gibi bir derdi vardır. Nazım Hikmet, Komünist cephenin gözde temsilcisi olduğu için ve Necip Fazıl da bir türlü onu yakalayamadığı için Müslüman olmuş, dolayısıyla İslamcılığın en yetkin ismi olmak için çabalamıştır. Nitekim “Nazım olmasaydı ülkenin en iyi Komünisti ben olurdum” gibi bir söz de atfedilmektedir kendisine. Fakat ne gençlik yıllarında ne de sonraki dönemlerde Necip Fazıl’ın Komünizme alaka duyduğuna dair bir bilgiye sahip değiliz.

Yine iki şairin vatan sevgileri de daima mukayese edilir. Nazım’ın Türkçü düşünceleri kimilerine göre onu Necip Fazıl’dan bir adım öteye götürür. Çünkü Necip Fazıl, İslamcı’dır ve İslam’ın Arap kültürüyle ilişkisi şairin Türlük sevgisini sorgulatmaktadır. Tabi bu görüş de kişinin hangi tarafı tuttuğuna bağlı olarak farklılaşmaktadır. Mesela Nazım’ın ülkeden kaçarak Rusya’ya sığınması bu fikrin antitezidir. Rusya’ya iltica etmesinin yanı sıra orada soy adını değiştirmesi de Necip Fazıl severlerinin en güçlü kozlarından bir tanesidir.

Sanatları arasında da ciddi bir fark söz konusudur. Şiir mukayeseyi gereksiz kılar. Kıymet ve kalite açısından şiiri mülahaza etmek boşa çaba harcamaktır. Çünkü bu işin genel bir kriteri olmadığı için kimin neye göre hüküm vereceği belirsizdir. Bu yüzden Nazım’ın mı yoksa Necip Fazıl’ın mı şiiri daha değerlidir diye konuşmak da yersizdir bize göre. Diğer taraftan iki şairin şiirleri arasındaki en temel fark, Nazım’ın serbest, Necip Fazıl’ın hece ölçüsünde yazmasıdır. İşledikleri konulara bakıldığında da çok büyük farklar görülmemekle beraber Necip Fazıl’ın mistik, İslami, lahuti ürünleri ile Nazım’dan kısmen farklı bir kulvarda sanatını icra ettiğini söyleyebiliriz.

Son olarak şairlerin arasındaki farklardan bir tanesi de Nazım Hikmet’in fildişi kulede sanatını icra etmesi, Necip Fazıl’ın ise bizzat sahaya inmesidir. O dönemlerde elbette edebiyat yapmak inanılan davaya hizmet etmek anlamına geliyordu. Bu açıdan Nazım’ın da sahada fiilen görev aldığı iddia edilebilir. Ama teşkilatlanma, ders verme, konferanslar yapma, yayınlar çıkarma, dava açma ve karşıt görüşlerle kıyasıya mücadele açısından Necip Fazıl’ın aksiyona çok daha fazla ehemmiyet verdiğini görüyoruz.

İki şair arasındaki mukayeseler ilmi temelden yoksun basit tarafgirliklerden ibarettir. İyi bir şiir okurunun, bu topraklarda yetişmiş bahsi geçen iki şairi de zevkle okuyacağından şüphemiz yok. Birbirlerinden tamamen farklı olmuş olsaydılar bile şiirlerini Türkçe olarak yani ana dilimizde yazmış olmaları ikisini de benimsememiz için yeterli bir sebepti.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.