Evrimin İki Babası: Buffon vs Darwin
Darwin
Bu yazımızda evrim teorisinin gelişimine yön veren iki düşünürün görüş farklılıklarına yer veriyoruz. Darwin ve Darwin üzerinde büyük bir tesire sahip olan Buffon’u ele alıyoruz.
Evrim tarihi Darwin’le bitmediği gibi elbette Darwin’le başlamadı. Linnaues, Buffon, Lamarck, Erasmus gibi pek çok biyolog bu konu üzerinde düşünmüş ve çeşitli araştırmalar gerçekleştirmiştir. Her ne kadar Darwin son sözü söylemiş, tam sistemli ve diğerlerinden farklı şekilde teorinin ayaklarının yere basmasını sağlamışsa da seleflerinin de hatırı sayılır bir emeği söz konusudur.
Buffon, evrim meselesine ilk kafa yoran ve biyoloji tarihinde canlı taksonomisini ilk defa hazırlayan Linnaeus’un çağdaşıdır. Yanı zamanda doğmuş fakat Linnaeus’tan biraz daha uzun yaşamıştır. Darwin ise ünlü biyolog Erasmus Darwin’in torunudur. Dedesinin yazdıklarını okumuş ve onun kişisel kütüphanesinden faydalanmıştır. Bu anlamda Darwin’in teorisini nevzuhur bir düşünce olarak görmek, adeta gökten inmiş gibi telakki etmek yanlış olacaktır. Ki Darwin’le aynı zamanda bu teoriyi keşfeden Alfred Russel Wallace’ın durumunu anlamak da böylece daha kolay olacaktır. Zira Wallace, Darwin’den pek farkı olmayan evrim teorisini onunla aynı zamanda ortaya koymuş sadece akademik dünyaya sunmakta biraz gecikmiştir.
Buffon’un genel görüşü türler arasında bir geçişin olduğuna dayanır. Katır nasıl ki iki farklı hayvan türünün mahsulü ise tüm varlıklar buna benzer bir evrimle vücut bulmuşlardır. Hemen belirtmek gerekir Buffon’un üretken bir düşünür olması zaman içerisinde düşüncelerinin farklılaşmasına yol açmıştır. Türler arası geçiş ve evrim Buffon’un bu konudaki son görüşüdür. Darwin de bu konuda Buffon’la aynı düşünceyi paylaşır. Tek fark şudur; Buffon, bu evrimle eski türlerin yok olduğunu ve yeni türlerin meydana geldiğini iddia eder. Yani şu an mevcut bulunan çekirgelerin büyük ataları varlık sahnesinden çekilmiştir. Yerine bugünkü yeni çekirge türleri gelmiştir. Darwin bunu kabul etmez. Büyük ataların yok olmasının gerekli olmadığını söyler. Örneğin; insan maymundan geliyorsa, insan formunun var olabilmesi için maymunların yok olması icap etmez. İkisi de yaşamaya devam edebilir.
Buffon
Buffon, ilk başlarda “tür” denilen kavramın fiziksel bir karşılığının olmadığını sadece zihinsel bir töz olduğunu iddia ederken, sonraları bu görüşünü değiştirmiştir. Türün de fiziksel bir karşılığının olduğunu düşünmüştür. Ki bu konuda Darwin’den farklı bir şey söylemediğini ifade edebiliriz.
Buffon, evrim düşüncesine teolojik bakış açısını da karıştırmıştır. Evrimi tanrısal bir kayra ile izah etmiştir. Mesela, zürafaların büyük ataları kısa boyunluyken zamanla daha uzun boyunlu bir forma evirilmişlerdir. Boyunlarının uzaması her ne kadar çevresel etkenlerle ilgiliyse de -yani ağaçların yüksek dallarındaki yaprakları yemeye çalışmak gibi- uzama gücünü zürafaya bahşeden tanrıdır. Darwin’in bu konudaki görüşü farklıdır. Zürafaların boyunları yüksek dallara ulaşmaya çalışırken uzamamıştır. Atalarının genlerindeki mutasyonla gerçekleşmiştir. İki görüşün neticesi aynı olsa da Darwin yine Buffon’dan ayrılarak tanrıyı yani teolojik görüşünü bu konunun içerisine sokmaz. Üstelik bir papaz eskisi olmasına rağmen.
Buffon’un ilgi alanları geniştir. Biyolojinin yanı sıra kozmogoni ve fizikle de ilgilenir. Newton’ın etkisinde görüşlerini serdeder. Darwin ise biyoloji dışında sadece teoloji ile uğraşır. Zaman içerisinde üç çocuğunu kaybetmesini de göz önünde bulundurursak deizim, teodise ve tanrının fiilleriyle yakından ilgilenmesini daha iyi anlayabiliriz. Ve bu anlamda bir tür din felsefesi yaptığını da iddia edebiliriz.
Son olarak canlıların tek hücreli bir atadan türediği fikrinin babası Buffon’dur. Fakat bu baba çocuğunu öldürmek için dünyaya getirmiştir. Çünkü tek hücreli atadan gelme fikri Buffon’un nazarında üç boyutlu bir problem teşkil eder. Bu sebeple neden tek hücreli bir atadan varlığın doğamayacağını eleştirerek çöpe atar. Darwin’in seleflerinden en büyük farkı da budur. O tek hücreli atadan gelme fikrine sıkı sıkıya tutunur. Ve bugün çağdaş genbilimin de gelişmesiyle ortaya çıkacak olan kapsamlı evrim teorisine ön ayak olur.